Birlikte İzliyormuşuz Gibi

Toplanın oppa severler, unni severler! Bu hafta Kumanda Raporu’nda Netflix’te yayınlanan İdol dizisi var.
Dizi 12 bölümden oluşuyor ve her bölüm yaklaşık bir saat. Uzun zamandır gizem, aksiyon ve gerilim içeren yapımlara sardım; bu da tam o çizgide ilerliyor. Işıltılı hayatların arkasındaki gerçeklerle yüzleştiren, temposu yüksek ve bir solukta izlenebilecek türden.
Uslanmaz romantikler için baştan uyarayım: Romantizm dozu çok yüksek değil. Ama “enerjisi yüksek, hafif romantizm olsun” diyorsanız tam sizlik.
Bir müzik grubu üyesinin cinayet şüphelisi olmasıyla hayatının nasıl altüst olduğunu anlatan dizi, özellikle oppa severlerin yüreğini biraz acıtabilir. Çünkü yakışıklı oppamız fazlasıyla haksızlığa uğruyor. Tam her şey bitti derken onu kurtaran kişi sahneye çıkıyor: Hem güzel, hem zeki hem de avukat olan unnimiz.
Ve kaderin klasik ama vazgeçilmez sürprizi… Bu ikilinin yolları aslında taaa çocuklukta kesişmiş. Oppanın yaşadığı haksızlıklara benzer zorlukları unnimiz de yaşamış. Hikâye yer yer tanıdık gelse de duygusal gerçekliği güçlü olduğu için izlerken kopamıyorsunuz.
İzlerken aklıma sürekli BTS, DAY6, Stray Kids ve BLACKPINK gibi büyük gruplar geldi. Acaba onlar da bu dizide anlatılanlara benzer şeyler yaşadı mı? Magazin haberlerinde zaman zaman buna dair şeyler görmüştük. Bu yüzden aklıma takılan soru şu oldu: Bu hikâye gerçek olaylardan mı esinlendi?
Oppamızın ve unnimizin neler yaşadığını anlatmayacağım, spoiler vermek istemiyorum. Sonra fırçalamayın beni.
Dizi klasik bir anlatım çizgisinde ilerliyor ve finalde herkes hayatında ulaşmak istediği noktaya geliyor. İlk 11 bölümde romantizm arka planda kalırken, son bölümde uslanmaz romantikler için duygu dozu belirgin şekilde artıyor. Oyuncuların enerjisi yüksek; oppa da unni de adeta pamuk gibi.
Bu yazıyı okuyanların büyük kısmının zaten Kore dizisi sever olduğunu düşünüyorum. “10 üzerinden kaç verirsin?” derseniz, yıllardır K-drama izleyen biri olarak bu diziye 8 puan veririm. Konu iyi işlenmiş ama havada kalan noktalar da yok değil.
Örneğin menajer karakterinin etrafında büyük bir gizem varmış gibi hissettiriliyor ancak hikâye yeterince derinleşmiyor. Bir ara “Acaba suçlu o mu?” diye düşündüm, sonra da “Bu adamın amacı ne?” diye sorgularken buldum kendimi. Küçük bir eleştiri olsun.
Düşünsenize, senaristler bunu okuyup bizden özür diliyor… Düşüncesi bile komik. Neyse, hayal dünyamdan çıkıyorum.
Normalde beni kolay ağlatan diziler gibi çok duygulanmadım ama sonunun ne olacağını merak ettiğim için bırakmakta zorlandım; bölümler arka arkaya akıp gitti. Spoiler vermemek için detaya girmeyeceğim ama finale kadar ekran başından kalkmak pek mümkün değil.
Kısacası, gizem + gerilim + hafif romantizm üçlüsünü seviyorsanız bu hafta listenize ekleyebilirsiniz.
Kendinize iyi bakın. Sohbet etmek istediğiniz bir film ya da dizi varsa yorumlara yazın, konuşalım.
Haftaya başka bir hikâyede görüşürüz.
Kumanda bende.
Yorumlar